Sosyal Bilimler
Nurulhude Baykal
14/09/2020 - 19:40

Bebekler Neden İlk Önce “Mama”, “Baba” ve “Dede” Der?

Bebeklerin ilk kelimeleri “mama”, “baba”, “dede” gibi tekrar eden seslerden oluşur. Peki, dünyanın pek çok yerinde ortak olan bu ve benzeri kelimelerin ebeveynler için kullanılması bir rastlantı mı?

Bebeklerin ilk kelimeleri “mama”, “baba”, “dede” gibi tekrar eden seslerden oluşur. Üstelik bu durum sadece Türkçe için geçerli değil. Peki, dünyanın pek çok yerinde ortak olan bu ve benzeri kelimelerin ebeveynler için kullanılması bir rastlantı mı?

20. yüzyılın başında İsviçreli Ferdinand de Saussure dil bilimiyle ilgili çalışmaları belirli bir sisteme oturtmuştu. O zamandan beri diller bilimsel yöntemle incelenir. Bu yüzden Saussure modern dil biliminin kurucusu olarak görülür.

Dil bilimi dilin tanımı, işlevi, ortaya çıkışı ve edinimi ile ilgili teoriler öne süren bilim dalıdır. Dili hem yapısal hem de işlevsel olarak inceler. 

Saussure ile aynı dönemde yaşayan dil bilimcilerin cevabını bulmak istedikleri sorulardan biri de bebeklerin ilk kelimelerinin neden mama ve papa olduğuydu.

Ünlü dil bilimci Ferdinand de Saussure

O dönemde dil bilimciler dillerin birbiriyle akraba olup olmadığını, kültür alışverişinin dilleri ne kadar etkilediğini, dillerin nasıl ortaya çıktığını ve yayıldığını anlamak için yoğun şekilde fikir yürütüyorlardı. Dünya üzerinde çeşitli milletlerin kullandığı farklı dillerde ortak kelimelerin bulunması tüm dillerin tek bir kökenden gelip gelmediği sorusunu akla getiriyordu. Örneğin mama ve papa gibi kelimelerin ortak olması rastlantı mıydı, yoksa bu kelimeler aynı kökten mi geliyordu?

Dil biliminde kendisinden pek çok dilde çeşitli kelimelerin türetildiği kök kelimelere etymon, aynı kökten türeyen kelimelere de eş asıllı kelimeler denir.

Bu konudaki ilk önemli çalışma 1959’da ABD’li antropolog George Peter Murdock tarafından yapıldı. Murdock 531 dilde “anne”, 541 dilde ise “baba” anlamına gelen kelimeyi inceledi ve belirlediği ölçütlere göre bunları sınıflandırdı. Ölçütlerden en önemlileri sesli ve sessiz harflerin ağızdan çıkış şekli ile ilgiliydi. Murdock’un yaptığı araştırmaya göre “anne” için en fazla kullanılan heceler “ma” ve “na” iken “baba” için en fazla kullanılanlar “pa” ve “ta” idi. Murdock çalışması ile ilgili bir hipotez oluşturmadı ve bunu dil bilimcilere bırakarak makalesini sonlandırdı.

 

Murdock makalesinde “anne” anlamına gelen kelimelerin %52’sinde “ma”, “me”, “mo”, “na”, “ne” ve “no” hecelerinin, “baba” anlamına gelen kelimelerin %55’indeyse “pa”, “po”, “ta” ve “to” hecelerinin bulunduğunu gösterdi.

Murdock’un çalışması dil bilimciler arasında geniş yankı uyandırdı ve kısa bir süre sonra Rus dil bilimci Roman Jacobson tarafından konuyla ilgili bir hipotez ileri sürüldü. Jacobson’a göre, çocukların ebeveynler için kullandığı kelimeler, ağızdan en kolay çıkan sesli harf ve sessiz harflerin kombinasyonundan oluşuyordu. 

 

 

Bunlar, ağızdan çıkış şekillerine göre yuvarlak ünlü olarak adlandırılan “a, e, o, ö”, çift dudak ünsüzleri olarak bilinen “b, p, m” ve diş ünsüzleri olan “d, t, n, s, z” harfleridir.

 

 

Jacobson, özellikle emme sırasında tekrarlanan ağız hareketiyle pekişen “m” sesiyle türetildiği için mama kelimesinin bebeklerin en çok kullandığı kelimelerden biri olduğunu iddia etti. Jacobson’un açıklaması hem Murdock hem de diğer dil bilimciler tarafından kabul gördü.

Daha yakın dönemde bu konu ile ilgili çalışmalardan biri Judit Gervain ve arkadaşları tarafından gerçekleştirildi. Bu çalışmada 22 bebeğe içinde tekrar eden heceler bulunan (ör. “mubaba” ve “penana”) ve bulunmayan (ör. “mubage” ve “penaku”) kelimeler dinletildi. Bebeklerin daha önceden duymuş olabilecekleri kelimelere tepki vermesi çalışmanın güvenilirliğini olumsuz etkileyeceği için çalışmada özellikle yaygın olmayan hece kombinasyonları ve herhangi bir anlama gelmeyen, sırf bu çalışma için türetilmiş kelimeler kullanıldı. Bu sırada bebeklerin beynindeki oksijen yoğunluğu görüntülenerek beyin aktiviteleri izlendi. Sonuçta bebeklerin, içinde tekrar eden heceler bulunan kelimelere daha fazla ilgi gösterdiği tespit edildi. Ekip bu sonucu bebeklerin tekrar eden heceleri olan kelimeleri daha kolay öğrendiği ve bunları tekrar etmeye daha meyilli olduğu şeklinde yorumladı. Dolayısıyla bu çalışma “mama”, “baba”, “dede”, “nene” vb. kelimelerin neden bebeklerin ilk kelimeleri olduğuna dair yeni bir açıklama daha getiriyor. 

Kaynaklar:

  • Murdock, G.P., “Cross-Language Parallels in Parental Kin Terms”. Anthropological Linguistics, Cilt 1, Sayı 9, s. 1-5, 1959, Erişim: 6 Eylül 2020.
  • Jakobson, R., “Why ‘Mama’ and ‘Papa’?”, Perspectives in Psychological Theory, 1959.
  • Gervain, J. ve ark.,“The neonate brain detects speech structure”, Proceedings of the National Academy of Sciences of the United States of America, Cilt 105, Sayı 37, s. 14222-7, 2008.

Sosyal Bilimler

Yolda yürürken kaldırım kenarlarına ya da ağaç diplerine hayvanlar için bırakılan yiyecek ya da su kaplarını görmüşsünüzdür. Yaz aylarında sıcaktan bunalan hayvanlar için su kapları, yiyecek bulmanın zor olduğu kış aylarında ise yiyecek kapları bulundurmak hayvan dostlarımıza yapabileceğimiz küçük iyilikler arasında. Eskiden atalarımız da benzer duygular ve kaygılarla hayvanları, özellikle de hassas bir yapıya sahip olan küçük kuşları, korumak için özel çaba gösterirlerdi. Günümüze kadar gelmiş kuş evleri bunun en güzel örneklerinden biri.

Herkes sözlü veya yazılı sınavlarda bir miktar kaygı yaşayabilir, bu doğal bir duygudur. Ancak sınav kaygısı bazen çok şiddetlidir ve bu durum sahip olduğumuz bilgileri etkili bir şekilde kullanmakta zorlanmamıza ve sınavdaki performansımızın düşmesine neden olabilir.