Skip to content Skip to navigation

Karanlık Madde ve Büyük Kütleli Gökadalar

Dr. Mahir E. Ocak
02/04/2020 - 19:01

Gökadalar ışıkla etkileşmediği için görülmeyen ancak kütleçekimi aracılığıyla varlığını belli eden bir karanlık madde halesiyle çevrilidir.

Evrendeki toplam madde miktarının %85’ini karanlık madde oluşturur. Karanlık madde ışıkla etkileşmediği için doğrudan görülemez. Ancak karanlık madde kütleçekimi aracılığıyla sıradan madde ile etkileşir. Karanlık maddenin gökadaların oluşumunda önemli bir role sahip olduğu biliniyor.

Genel görelilik kuramı kütlenin uzayı büktüğünü söyler. Bu durum uzak gökadalardan Dünya’ya ulaşan ışığın karanlık maddenin çekiminden de etkilenmesine neden olur. Gözlemlenen bir gökada ile Dünya arasında yüksek miktarda karanlık madde olması, gökadanın olduğundan daha büyük görünmesine yol açar. Tıpkı merceklerin cisimleri olduğundan daha büyük göstermesine benzediği için bu durum “kütleçekimsel mercekleme” olarak adlandırılır.

Kütleçekimsel mercekleme bir gökadanın olduğundan daha büyük görünmesini sağlar. Mercekleme etkisi evrendeki kütle dağılımı hakkında bilgi verir.

Son on yılda yapılan bilimsel çalışmalar, büyük kütleli gökadaların nasıl oluştuğunun daha iyi anlaşılmasını sağladı. Bugün yaygın olarak kabul gören görüş, çok büyük kütleli gökadaların iki aşamada oluştuğunu iddia eder. İlk aşamada karanlık madde halesiyle çevrili bir uzaydaki madde, kütleçekimi etkisiyle bir araya gelmeye ve yavaş yavaş yıldızları oluşturmaya başlar. Böylece gökadanın kütlesinin büyük kısmı yıldızlarda birikir. İkinci aşamada, kendi içindeki yıldız oluşumları yavaşladıktan sonra, gökada civardaki başka gökadaların dış kısımlarından yıldızlar yakalayarak büyümeye devam eder. Bilgisayar benzetimleri ve gözlemler de bu hipotezin doğru olduğuna işaret ediyor.

Bir grup gökbilimci Subaru Teleskobu ile gözlemler yaparak kütlesi gökadamızınkinden daha büyük 3200 gökadayı incelemişler. Ayrıca mercekleme verilerini ve yıldızlardaki kütlelerin gökada içindeki dağılımını kullanarak gökadaları çevreleyen karanlık madde halesinin zaman içindeki gelişimi hakkında bilgi edinmenin bir yolunu bulmuşlar. Geliştirilen bu yeni yöntem sayesinde gelecekte büyük kütleli gökadaların oluşumunun ve gelişiminin daha iyi anlaşılabileceği düşünülüyor. 

Gökbilimciler tarafından oluşturulan karanlık madde haritasında benzer kütle dağılımına sahip bölgeler aynı renkte görülüyor.

Şu an için elde edilen sonuçlar, benzer kütleye sahip iki gökadadan daha hacimli olanın daha büyük kütleli karanlık madde halesine sahip olduğunu gösteriyor.

Araştırma ile ilgili detaylı bilgiye Dr. Song Huang ve arkadaşlarının Monthly Notices of the Royal Astronomical Society’de yayımladıkları makaleden ulaşabilirsiniz.

 

 

 

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

İngiltere’deki Manchester Üniversitesinden bir grup araştırmacı, matematiksel hesaplamalar yaparak uzaydan gelen kayaç parçalarının Dünya üzerinde nerelere düştüğünü tespit etmeye çalıştı.

Gökbilim ve Uzay

Bir grup gökbilimci Dünya’ya 1000 ışık yılı uzaklıkta bir karadelik keşfetti. 

Gökbilim ve Uzay

Temmuz ayında Güneş’in batısına geçen Merkür ayın ortalarına doğru gökyüzünde görülebilecek. 

Gökbilim ve Uzay

Avrupa Güney Gözlemevi’ndeki (ESO) Çok Büyük Teleskop (VLT), Dünya’dan 520 ışık yılı uzaklıktaki AB Aurigae yıldızının etrafında yeni doğmakta olan bir gezegen görüntüledi.

Gökbilim ve Uzay

Hubble Uzay Teleskobu ile yapılan gözlemler ilk yıldızların tahmin edilenden daha erken bir dönemde oluşmaya başladığını gösteriyor.

Gökbilim ve Uzay

Astronotlar ilk defa özel bir şirket tarafından geliştirilen uzay aracı ile Uluslararası Uzay İstasyonu’na taşındı. 

Gökbilim ve Uzay

Bir grup Japon araştırmacı, Mars’tan Dünya’ya gelmiş bir meteoritin içinde azotlu organik bileşikler keşfetti. Dr. Mizuho Koike ve arkadaşları tarafından yapılan araştırmanın sonuçları Nature Communications’ta yayımlandı.

Gökbilim ve Uzay

Haziran ayında çıplak gözle görülebilen tüm gezegenleri gözlemleme fırsatı bulabilirsiniz.

Gökbilim ve Uzay

Uluslararası bir araştırma grubu, nötrinoların ve antinötrinoların birbirlerine dönüşme süreçleri arasında belirgin farklar tespit etti.

Gökbilim ve Uzay

Uluslararası Uzay İstasyonu’nda yapılan çalışmalar sonucunda mezosfer deliklerini aydınlatan yeni bir tür “kutup ışığı” keşfedildi.