Sosyal Bilimler
Nurulhude Baykal
31/05/2020 - 15:49

Kütüphaneler Binlerce Kitabı Nasıl Sınıflandırıyor?

Kitaplarınızı raflara dizerken nasıl bir yol izliyorsunuz? Kitapları başlıklarına göre alfabetik sırayla dizmek, yazarları kendi içinde gruplandırmak, konu başlıklarına göre ayırmak ya da en eski kitaptan en yeni kitaba doğru bir sıralama yapmak mümkün. Bu yöntemlerden herhangi birine göre yapacağınız bir sıralama ile 400-500 kitaplık kişisel kütüphanenizi aradığınız kitabı kolayca bulacak şekilde düzenleyebilirsiniz.

Kitaplarınızı raflara dizerken nasıl bir yol izliyorsunuz? Kitapları başlıklarına göre alfabetik sırayla dizmek, yazarları kendi içinde gruplandırmak, konu başlıklarına göre ayırmak ya da en eski kitaptan en yeni kitaba doğru bir sıralama yapmak mümkün. Bu yöntemlerden herhangi birine göre yapacağınız bir sıralama ile 400-500 kitaplık kişisel kütüphanenizi aradığınız kitabı kolayca bulacak şekilde düzenleyebilirsiniz. Ancak bir kütüphanede binlerce hatta bazen milyonlarca kitap bulunur ve tüm bu kitapları istenildiğinde kolayca bulabilmek için yukarıda saydığımız yöntemleri bir araya getiren çeşitli sınıflandırma ve sıralama sistemleri kullanılır. Kitaplar bu sistemlere göre kataloglanır ve raflara dizilir.

Dünya kütüphanelerinde yaygın olarak kullanılan üç kataloglama sistemi var: Dewey Onlu Sınıflandırma Sistemi, Evrensel Onlu Sınıflandırma Sistemi ve Kongre Kütüphanesi Sınıflandırma Sistemi.

 

Dewey Onlu Sınıflandırma Sistemi

data-cke-saved-src=https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/sites/default/files/kutuphaneler_binlerce_kitabi_nasil_siniflandiriyor_4.jpg

Dewey onlu sınıflandırma sistemine göre numaralandırmış raflar

data-cke-saved-src=https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/sites/default/files/kutuphaneler_binlerce_kitabi_nasil_siniflandiriyor_5.jpg

Dewey onlu sınıflandırma sistemine göre sosyal bilimler kategorisinde numaralandırmış kitaplar

ABD’deki Amherst College Kütüphanesinde kullanılan eski sistemde, kitaplara satın alınma sıralarına göre demirbaş numarası veriliyor ve kitaplar raflardaki sabit yerlerini alıyordu. Bu yöntemle birbiri ile ilgisi olmayan kitaplar sırf aynı dönemde satın alındıkları için yan yana duruyor ve kitap sayısı arttıkça belirli bir kitabı bulmak zorlaşıyordu. Bu sorunu çözmek üzere işe alınan Melvil Dewey’nin geliştirdiği sistemin en öne çıkan özelliği, kitapların raflarda birbirleriyle olan ilişkilerine göre dizilmesi ve yerlerinin yeni kitaplar geldikçe değişebilmesiydi. Dewey 1876’da geliştirdiği sistemin detaylarını yayımlayarak telif haklarını da satın aldı. Dewey Onlu Sınıflandırma Sistemi (Dewey Decimal Classification - DDC) olarak bilinen bu yöntem bugün en yaygın kullanılan kütüphane sistemi.

Dewey’nin geliştirdiği sistemde, on ana başlık ve bunların alt başlıkları üzerinden kitaplara belirli numaralar veriliyor ve kitaplar buna göre raflara diziliyor. DDC’de kullanılan on ana başlık aşağıdaki gibidir.

000 - Bilgisayar bilimi, enformatik & genel çalışmalar
100 – Felsefe ve psikoloji
200 – Din
300 – Sosyal bilimler
400 – Dil
500 – Temel bilimler
600 – Teknoloji
700 – Sanat ve yaratıcılık
800 – Edebiyat
900 – Tarih ve coğrafya

 

Bu ana başlıkların altında, soldan sağa doğru gidildikçe her bir basamak bir alt başlığa karşılık gelir. Örneğin 500 temel bilimler, 510 matematik, 520 astronomi, 530 fizik, 540 kimya, 550 yer bilimleri ve jeoloji, 560 fosiller ve tarih öncesi hayat, 570 biyoloji, 580 bitkiler, 590 hayvanlar alt başlıkları içindir. 510’un alt başlıklarında 511 matematiğin genel prensipleri, 512 cebir, 513 aritmetik, 514 topoloji, 515 analiz, 516 geometri, 517 (kullanılmıyor), 518 sayısal analiz, 519 olasılık ve uygulamalı matematik için ayrılmıştır. Bu başlıkların altında bulunan daha özel bir konu hakkındaki kitapları sınıflandırmak için bir nokta konularak ondalık basamaklara geçilebilir. Örneğin 516.3 analitik geometri, 516.37 metrik diferansiyel geometri, 516.375 de Finsler geometrisi için ayrılmıştır.

 

Evrensel Onlu Sınıflandırma Sistemi

data-cke-saved-src=https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/sites/default/files/kutuphaneler_binlerce_kitabi_nasil_siniflandiriyor_6.jpg

Evrensel Bibliyografya Repertuvarı, Belçika’daki Mons şehrinde bulunan Mundaneum’da sergileniyor. Bu çalışmada her bir eser için bir dizin kartı oluşturuldu ve bu kartlar çekmecelere dizildi.

1895’te o güne dek basılmış tüm eserlerin bibliyografyasını hazırlamak isteyen Belçikalı Paul Otlet ve Henri La Fontaine, onca bilgiyi nasıl sınıflandıracaklarının yolunu ararken DDC’yi duydular ve Dewey ile yazışarak üzerinde çalıştıkları projede telif hakkı Dewey’de olan bu sistemi kullanmak için izin aldılar. Ancak sonrasında temelini DDC’den aldıkları bu sistemi geliştirerek 1905’te Répertoire bibliographique universel (Evrensel Bibliyografya Repertuvarı) adıyla yayınladılar. Bu çalışma, evrensel bilgiyi sınıflandırma sorununu ortaya koyduğu ve buna bir çözüm sunduğu için arama motorlarının atası olarak bilinir. Bu yüzden, Otlet ve La Fontaine’in eserinin ilk baskısı UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne kabul edilmiştir.

 

Kongre Kütüphanesi Sınıflandırma Sistemi

data-cke-saved-src=https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/sites/default/files/kutuphaneler_binlerce_kitabi_nasil_siniflandiriyor_3.jpg

Kongre kütüphanesi sınıflandırma sistemine göre Amerikan tarihi kategorisinde kataloglanmış tarihi kitaplar

Dünya genelinde DDC’nin ardından en yaygın kullanılan sınıflandırma sistemi olan Kongre Kütüphanesi Sınıflandırma Sistemi (Library of Congress Classification – LCC), 1897’de ABD Kongre Kütüphanesinde çalışan Herbert Putnam tarafından geliştirildi. Putnam’ın sisteminde ana başlıklar alfabedeki harflere göre sınıflandırılıyor.

A – Genel konular
B – Felsefe, psikoloji, din
C – Tarihe yardımcı bilimler
D – Dünya tarihi ve Avrupa, Asya, Afrika, Avustralya, Yeni Zelanda vb. tarihi
E – Amerikan tarihi
F – Bölgesel Amerikan tarihi
G – Coğrafya, antropoloji, eğlence
H – Sosyal bilimler
J – Siyaset bilimi
K – Hukuk
L – Eğitim
M – Müzik
N – Güzel sanatlar
P – Dil ve edebiyat
Q – Bilim
R – Tıp
S – Tarım
T – Teknoloji
U – Askeri bilimler
V – Deniz bilimleri
Z – Bibliyografya, kütüphane bilimi

 

Bu sınıflandırma sisteminde, harflerin rakamlara göre çok sayıda olması daha fazla ana başlık ve alt başlık türetilmesine imkân tanır. Diğer yandan bu sınıflandırma sistemi evrensel olma iddiasında bulunmadığı için, ana başlıklar ve temel alt başlıklar izin verdiği ölçüde, kütüphaneler kendi ihtiyaçlarına göre sistemi düzenleyebilir. Örneğin sistemde herhangi bir konu başlığı atanmayan harflere (I, O, W, X, Y) kütüphanenin ihtiyaçlarına ve tercihlerine göre konu başlıkları atanabilir.

 

Bir Örnek: Matematiğin Aydınlık Dünyası

data-cke-saved-src=https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/sites/default/files/kutuphaneler_binlerce_kitabi_nasil_siniflandiriyor_7.png

Şimdi gelin aynı kitabın ülkemizdeki kütüphanelerde tercih edilen sınıflandırma sistemlerine (DDC ve LCC) göre katalog numaralarını inceleyerek öğrendiklerimizi pekiştirelim. Ali Sinan Sertöz’ün TRT’de aynı adla yayınlanan programını kitaplaştırdığı ve TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları tarafından basılan Matematiğin Aydınlık Dünyası kitabı, LCC sistemi kullanılan Bilkent Üniversitesi Kütüphanesi kataloğunda QA21. S47 2000 koduyla yer alıyor. Burada QA matematiğin, QA21 ise matematik tarihinin kodudur. S harfi yazarın soyadı olan “Sertöz”den gelir. Sondaki 2000 de kitabın basım yılını gösterir. Koç Üniversitesi Kütüphanesi de LCC sistemini kullanmasına rağmen aynı kitabı QA93. S47 2000 koduyla kataloglamıştır. Bunun nedeni kitabın sınıflandırılırken “matematik tarihi” (QA21) ile ilgili değil, “popüler matematik” (QA93) ile ilgili olduğunun düşünülmesidir. Aynı kitap DDC sistemini kullanılan Millî Kütüphane kataloğunda ise 510.1, 791.43656 koduyla numaralandırılmıştır. Burada 510 matematiği, 510.1 ise matematik teorisi ve felsefesini karşılıyor. Virgülden sonraki 791.4 bunun televizyonda yayınlanmış bir eser olduğunu belirtiyor.

Artık kütüphaneden aldığınız kitapların üzerinde yazan kodların birer şifre olduğunu ve kitabın içeriğine dair ipuçları taşıdığını öğrendiniz. Siz de kişisel kütüphanenizdeki kitapları bu sınıflandırma sistemlerine göre kataloglayarak raflara dizebilirsiniz.

 

Kaynaklar:

 

Sosyal Bilimler

Bebeklerin ilk kelimeleri “mama”, “baba”, “dede” gibi tekrar eden seslerden oluşur. Peki, dünyanın pek çok yerinde ortak olan bu ve benzeri kelimelerin ebeveynler için kullanılması bir rastlantı mı?

Yolda yürürken kaldırım kenarlarına ya da ağaç diplerine hayvanlar için bırakılan yiyecek ya da su kaplarını görmüşsünüzdür. Yaz aylarında sıcaktan bunalan hayvanlar için su kapları, yiyecek bulmanın zor olduğu kış aylarında ise yiyecek kapları bulundurmak hayvan dostlarımıza yapabileceğimiz küçük iyilikler arasında. Eskiden atalarımız da benzer duygular ve kaygılarla hayvanları, özellikle de hassas bir yapıya sahip olan küçük kuşları, korumak için özel çaba gösterirlerdi. Günümüze kadar gelmiş kuş evleri bunun en güzel örneklerinden biri.