Dünya ve Yaşam
Dr. Mahir E. Ocak
27/03/2021 - 09:00

Radyoaktif Süreçlerin Yan Ürünleriyle Beslenen Mikroorganizmalar

Bilimsel çalışmalar, deniz tabanlarının altındaki katmanlarda yaşayan mikroorganizmaların ana besin kaynağının radyoaktif süreçler sonrası ortaya çıkan yan ürünler olduğunu gösteriyor. 

Geçmişte yapılan bilimsel çalışmalar, karaların altındaki su birikintilerinde yaşayan mikroorganizmaların besin kaynaklarından birinin hidrojen gazı olduğunu göstermişti. Mikroorganizmalar, hidrojen moleküllerinden aldıkları elektronları enerji elde etmek için kullanıyordu. 

Dünya’nın kendisi devasa bir nükleer reaktördür. Sahip olduğu ısı enerjisinin önemli bir kısmının kaynağı, yerküredeki radyoaktif atomlardan yayılan enerjidir. 

Radyoaktif atomlardan yayılan alfa ve gama ışınları deniz tabalarının altındaki nemli tortul tabakalarda yer alan su moleküllerini parçaladığında, hidrojen gazı ve çeşitli oksijenli bileşikler ortaya çıkar.

Rhode Island Üniversitesinde çalışan Dr. Justine Sauvage ve arkadaşlarının yaptığı çalışmalar, deniz tabanlarının altındaki katmanlarda yaşayan mikroorganizmaların radyoaktif süreçlerin yan ürünü olan hidrojen gazından, tıpkı karaların altındaki su birikintilerinde yaşayan mikroorganizmalar gibi, enerji elde etmek için yararlandığını gösteriyor. Üstelik laboratuvar ortamında yapılan kontrollü deneyler, tortul tabakalardaki ortamın radyoaktif süreçlerin yan ürünü olarak ortaya çıkan hidrojen gazı miktarını artırdığını gösteriyor. Araştırmacılar Atlantik ve Pasifik okyanuslarındaki tortul tabakalardan toplanan örnekleri alfa ve gama ışınlarına maruz bıraktıklarında, deniz suyu ve saf suya kıyasla yaklaşık 30 kat daha fazla hidrojen gazı ortaya çıktığını tespit etmişler. Bu durumun nedeni henüz tam olarak bilinmiyor. Ancak tortul tabakalardaki minerallerin “yarı iletken” gibi davranarak suyun parçalanma sürecini daha verimli hâle getirdiği düşünülüyor.

Araştırma ile ilgili detaylı bilgiye Nature Communications’ta yayımlanan çalışmadan ulaşabilirsiniz.

Dünya ve Yaşam

Bilimsel çalışmalar, 2100’e gelindiğinde Kuzey Yarım Küre’de senenin altı ayında yaz mevsimi yaşanacağını gösteriyor.

Yaz aylarında sıkça karşılaştığımız böcekler kışları genellikle daha az görünmeye başlar. Peki, böcekler kış aylarında soğuktan korunmak için neler yapıyor?